Dünya son 50 yılın en büyük ekonomik kriziyle boğuşuyor. Otomotiv ve inşaat gibi lokomotif sektörler durma noktasına geldi. Ancak bir kesim var ki yatırımlarına ara vermeden devam ediyor. İlaç sektörü bu yıl krize rağmen dünya genelinde yeni ilaçların keşfi için ar-ge ye büyük yatırımlar yapıyor.
Bu amaçla klinik ilaç araştırmalarının önündeki bürokratik engeller azaltıldı. Ayrıca ilaç şirketlerini araştırma-geliştirme (Ar-Ge) yatırımına teşvik etmek için bir dizi önlem alındı. Bu sayede küresel ilaç Ar-Ge`sinden alınan payın kısa sürede 40 milyondan 100 milyon dolara yükselmesi bekleniyor. Orta vadede ise yılda 1 milyar dolarlık yatırım hedefleniyor.

Önlemler şimdiden meyvesini vermeye başladı. Türkiye`de 11 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımı yapan Sanofi-aventis`in yöneticileri, bu konuda Türkiye`nin önünün açık olduğunu belirtiyor. Amerikan ilaç devi Pfizer ise Hacettepe Üniversitesi`ni stratejik Ar-Ge merkezi yapma kararı aldı. Novartis de 25 kişilik ekibi ile Türkiye`de 80`i aşkın alanda klinik araştırma yürütüyor. Şirket, 2010`a kadar bu sayıyı birkaç katına çıkarmayı hedefliyor. Yabancılardan sonra yerli ilaç şirketleri de Ar-Ge yatırımlarında gaza bastı. Ülkenin en büyük ilaç firması Abdi İbrahim 37 milyon dolarlık yatırımla dev bir araştırma geliştirme merkezi kurdu. Yeni Ar-Ge birimini hizmete açan Bilim İlaç ise biyoteknoloji ilaçları konusunda çalışma yapacak. Yenilikçilik açısından en önde gelen sektör ilaç ve sağlık. İlaç sektörü cirosunun yüzde 15`ini yeni ürün geliştirmek için harcıyor. Bu rakam bilişimde yüzde 10, elektronikte yüzde 5, otomotivde ise yüzde 4 civarında. Küresel ilaç endüstrisi, araştırma-geliştirme faaliyetleri için geçen yıl 100 milyar dolar harcadı. Tahminlere göre bu yılki tutar 90 milyar dolar olacak. Bu dev rakamlar, kriz ortamında yatırım ve dış kaynak arayan ülkelerin iştahını kabartıyor. Ancak ilaç sektöründen Ar-Ge yatırımı çekmek, bir otomotivciyi fabrika kurmaya ikna etmekten çok daha zor.
En başta ülkedeki mevzuatın buna uygun olması ve patent ve fikri mülkiyet haklarının yasal düzenlemelerle koruma altına alınmış olması şart. İkinci olarak da ülkede klinik ilaç araştırmaları yapabilecek yetişmiş insan kaynağı ve kurumların bulunması ve devlet desteği gerekiyor. Türkiye`nin insan kaynağı ve teknolojisi bu konuda yeterli. Tek eksik hukuki düzenlemeler. Ancak bu konuda son yıllarda önemli adımlar atıldı. Fikri mülkiyet hakları konusunda ciddi mesafeler alındı. Sağlık Bakanlığı yayınladığı yeni klinik araştırmalar yönetmeliği ile bu konudaki engelleri azalttı. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği(AİFD) Genel Sekreteri Engin Güner`e göre, Türkiye küresel ilaç yatırımlarından yılda 1 milyar doları aşkın pay alabilir. Bunun için hükümet ile sanayi arasında karşılıklı güvene dayalı bir işbirliği gerektiğini vurgulayan Güner, `Uzun soluklu bir strateji belirlemeliyiz. İlaç Ar-Ge zincirinde adım adım ilerleyip, Türkiye`de yenilikçi kültürün tohumlarını atabiliriz.` diyor. Sanofi-aventis Türkiye Medikal ve Kurumsal İşler Direktörü Edibe Taylan ise Sağlık Bakanlığı`nın yeni yönetmeliği ile klinik araştırmalar konusunda Türkiye`nin önünü açtığı düşüncesinde. Taylan`a göre artık Türkiye, ilaç araştırmalarında daha fazla yer alabilecek.
Novartis Medikal Direktörü Müge Mert de büyük ilaç şirketlerinin yatırım rotasını yeni dönemde Türkiye`ye çevireceğini dile getiriyor. Türk ilaç sanayiinin duayenlerinden Eczacıbaşı Grubu`nun Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı da Zaman`a verdiği röportajında bu konuda önemli açıklamalarda bulunmuştu. Klinik araştırmalar yönetmeliğindeki değişikliği `çok önemli bir gelişme` olarak tanımlayan Eczacıbaşı, bunun sağlık sektörüne katkı yapacağını dile getirmişti.
10 bin molekülden biri ilaca dönüşüyor
İlaçta klinik araştırma denince akla, `insanların kobay olarak kullanılması` geliyor. Oysa durum sanıldığı gibi değil. Yeni geliştirilen bir ilaç, yıllar süren laboratuvar çalışmaları ve hayvan deneylerinin ardından insanda kullanılmaya başlanıyor. Dünyada klinik ilaç araştırmalarının yüzde 50,6`sı Amerika ve Kanada, yüzde 36,54`ü de Avrupa ülkelerinde yapılıyor. İlaçta yeni bir keşif, 10-15 yıl sürüyor. Bunun için de bir milyar dolara yakın harcama yapılıyor. Laboratuvarlarda geliştirilen 10 bin molekülden ancak bir-ikisi ilaca dönüşüyor.
Yerli ilaç şirketleri de boş durmuyor
Uluslararası ilaç firmaları araştırma-geliştirme yatırımlarına dev bütçeler ayırırken son yıllarda yerli şirketler de Ar-Ge`nin önemini kavramaya başladı. Ciro bazında Türkiye`nin en büyük ilaç firması Abdi İbrahim, geçen yıl 37 milyon dolar yatırımla Ar-Ge merkezini hizmete açtı. Şirket 100 kişinin çalıştığı birimde geliştirilecek ilaçları ABD ve Avrupa`ya satmayı hedefliyor. Bu yıl 20 milyon dolarlık Ar-Ge bütçesi ayıran şirket, bundan sonraki yıllarda da cirosunun yüzde 5`ini bu çalışmalarda kullanılacak. Öte yandan 4 bin 500 metrekarelik Ar-Ge laboratuvarı bulunan Bilim İlaç ise beş yılda 15 milyon dolarlık araştırma-geliştirme yatırımı yaptı.
Novartis, bütçesini on bir kat artırdı
Türkiye`yi Ar-Ge çalışmalarında merkez yapmak isteyen şirketlerden biri de İsviçreli Novartis. Firmanın Medikal Direktörü Dr. Müge Mert, Türkiye`yi Çin, Rusya ve Hindistan ile birlikte en stratejik ülkelerden biri olarak gördüklerini vurguluyor. Bunun da rakamlara yansıdığını belirten Mert, `2007`de Türkiye`de 7 klinik araştırmamız varken şimdi bu sayı 80`e ulaştı. 2010`a kadar ABD ve Avrupa dışındaki araştırma payımız artacak. Bu artıştan Türkiye`nin önemli bir pay alacağını düşünüyoruz.` açıklamasını yapıyor. Novartis yılda 6,4 milyar dolarlık Ar-Ge yatırımı yapıyor. Şirketin Türkiye`de 4 tesisi, 2 bin 400 çalışanı bulunuyor.
NECİP ÇAKIR
|